19 Nisan 2012 Perşembe

mencere


Bazen hiç pencereden dışarı bakmazsın. Eğer içerisi çok sevdiğinli koltuklar, çok sevdiğinli sofralarla manzaralar sunuyorsa sana, o resim seni de yutsun diye uğraşır durursun.. Bazen pencerenin dışı da çok güzeldir. Bazen pencerenin dışı hayal-i diyar.. Ki sokaklar ben’ce çok sevilir . ama en güzel yer sevdiğindir. Evet! Ne sandın, bazen mekan olur bi insan. Bazen kelebek olur bi insan ve bir diğer insanın midesinde uçar. Bazen pencerenin dışı sonbaharken, midenin içi kelebeklidir evet. Sonra o kapıdan çıkarsa, pencereden sarkmak gelir ancak akla. Perdeler dikkatini çeker. Sokağın dokusunu seversin. Ağacın dallarına konarsın. Kumruluğun tutar yine.. O da olsa burda, sokağı konuşsaklı iç çekmeceler, açılır birer birer.. Benim iç çekmecelerim de karmakarışıktır en az dolap çekmecelerim kadar.. Bu yüzden açılan çekmecelerden çıkanlar, tepeme çıkarlar. Uzunca düşünüşler, çekmecenin kurtlarıyla sohpetler. . Ben bu yüzden pencerelerin, hatta tencerelerin önünde saatlerce kalabilirim. Kendimi unutabilirim. Hatırladıklarım da ta kendimdendir ama tabi. Kendimle ta kendimin replikleri bazen beni güldürür, bazen ağlatır, genelde de düşündürür. O da burda olsa derim sonra, pencereden birlikte baksak, içimi o da duysa. Oysa o, en içimde. belki kulaklık vardır kulağında . ya da belki ben onu sıkılmasın diye ses geçirmez çekmecelerde saklıyorumdur. Çünkü çok sıkıcıyımdır. Sarılıp öperkende sıkıcıyımdır, ilkokulda en yakın arkadaşımdan öyle öğrendim.

Ya da ona fısıldak albüm’den parçalar dinletiyorumdur bi çekmecede mekmecede. Fısıldak albümü çok dinlesin isterim çünkü ben. Ona yazılan ona bestelenen ona has halis mulis rü kokan şeyleri hep sevsin isterim. Çünkü bi ataşarkımızda sevmek bir ömür sürer der…


Pencereyi açmadım… İçimi açtım. İçime kaçtım.
Penceresini de sevdim o evin, menceresini de.




manzaralarını da , manzaralarını da…





Nisan 2, 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder