29 Aralık 2011 Perşembe

Soda'nın oda'nın posteri olmasıdır bahsim.

 Biz woddy ve ben uyumadan önce sodavarsaiçeriz! :) Gülümseyip uyuruz. Ben yokkende sıkılmaz woddy. Soda vardır ve içer. Ayrıca Cafcaf'ın soda'yı orta sayfada kullanması bizim için bi şükran durumudur çünkü soda'nın poster yapımı kolaylaşır böylece. Rü meyveli so da çok sever, bilgiççizimi so da.

27 Aralık 2011 Salı

kah mahcup kah mahzundur lahmacun

Mahcubiyet ne zor. Kendine ne kadar kızabilir daha insan. Kaçamadığın bi çemberde koşup duruyosun. Sen koştukça çember dönüyo. Çok sevdiğin çembere basmaktayım diye üzülüp, daha hızlı koştukça, çember döngü, kısır döngü.
Yapılabilinecek ne var? Sevmekten korkmak geldi başa, zarar verebiliteli olunca sevgi. İzlediğin, seyreyleyesin gelen yolunu, derdin düşmek olan peşine birinin ardında hem, koşup ona, hem kaçıyorsun . Çember döngü, kısır döngü, dünya döndü .
Kaçamıyosan da kaçırmaklar içine düşüyosun. Gözlerini kaçırıyosun, hislerini kovalıyosun, sözcükleri def eyliyosun. Bi yandan da öyle bi sözcük olsa, öyle bi bakış, öyle bi hissedilinilme hissi olsalar düşündesin. Dilediğin dilinden uzak. Dilediğin diline tuzak.
Zamanın akıntısını geriye çevirse diye belkide içinde koşup durduğun çember, değirmenleşircesine cebelleşiyo. Akıntıya çarpıyo. Akıntı ona sarılıyo zamanla. Zamanın akıntısı, değirmeninin takıntısı.
Kah mahcup, kah mahzun'luk bilir oldu kalbin. Nerede iniceksin bu çemberden bilmeden. Bazen her şey güzel gitmez. Ama bazen çok şey güzel gitmiyo. İnsan tanımını beyninin, bi değiştirmesi gerekiyo bi yandan. Çünkü sandığın gibi değilmiş kandığın. Senin andığın cinsten, inandığın san(ı)dan değilmiş insan. Bi yandan kırılırken, keskinleşen kenarların batıverebiliyomuş çok sevimlilerine. Düşüncelerin suya düşünce, üşüyünce sonra sudan çıkıp, sen bi düşününce işin dibini, yine kendi şahsına kızmalar  boy gösteriyo ütopyan'ın sokaklarında. Kendine ne kadar kızabilir daha insan. Mahcubiyet ne zor.
Lahmacunu sevmezken hiç, bugüne kadar düşündün mü lahmacunun halini sen! O senin papillalarına hasret, o senin papillalarına aşık, papillalarında onu sevecek gibi çok. Ama papillaların acı sevmiyo. Lahmacunun sende rahat kaçıran tek yanı acı. Acısı olmasa çok seviceksin aslında di mi? Lahmacunun üzüntüsünden haberdar mısın peki? Sevdiği papillalara acı kattı diye, kah mahcup, kah mahzun lahmacun.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Filemsi

Ama bu balığın içine su kaçar!
A! Doğru ya, sonra o su dışına kaçar.
Bahsettiğimiz su kaçık, oldukça.
Bahsettiğimiz balık filemsi.
Peki bi balıkçı bu balığı nasıl tutar?
Ben tutuyosam ellerimde,
Ben balıkçı mıyım ki hey!
Balıkın ta kendisi mi ya da.
Balık filenin ta kendisi ve,
Işıklar yutmuş.
Bu ne güzel hediye.
Ama içi yanmasın için,
Denizaltı kadar karanlık bi biçim.
Sarılasım gelen bi sevimliliği var ki,
Öyle çok ki.
Yüzgeçleri ve kuyruğuyla ayakta kalabiliteli.
Kılçığı yoktu.
Kılçığı ben oluveriyim mi?
Oldum gitti.

24 Aralık 2011

16 Aralık 2011 Cuma

istiklaa la lal la la



yeter ki...

Duymadığı hayallerim, sormadığı cevaplarım kalmasın. O kadar aşındırsın ki gözleriyle gülüşümü, aşina olmadığı neşem olmasın. Korkmasın gözyaşımdan. Mevsim değişecek sanki belki bi saatim kalmışken. Yine o şarkıyı dinliyorum sürecinde beklemin, "günler tepelerden aşağı hızla koşan atlar misali" . Geldim. İnsanlar geldi geçti yanımdan.. Ama hepsi gelişigüzel, onunsa gelişi bile güzel. Geldim.  Yeter ki, aşındırsın gülüşümü.