27 Aralık 2011 Salı

kah mahcup kah mahzundur lahmacun

Mahcubiyet ne zor. Kendine ne kadar kızabilir daha insan. Kaçamadığın bi çemberde koşup duruyosun. Sen koştukça çember dönüyo. Çok sevdiğin çembere basmaktayım diye üzülüp, daha hızlı koştukça, çember döngü, kısır döngü.
Yapılabilinecek ne var? Sevmekten korkmak geldi başa, zarar verebiliteli olunca sevgi. İzlediğin, seyreyleyesin gelen yolunu, derdin düşmek olan peşine birinin ardında hem, koşup ona, hem kaçıyorsun . Çember döngü, kısır döngü, dünya döndü .
Kaçamıyosan da kaçırmaklar içine düşüyosun. Gözlerini kaçırıyosun, hislerini kovalıyosun, sözcükleri def eyliyosun. Bi yandan da öyle bi sözcük olsa, öyle bi bakış, öyle bi hissedilinilme hissi olsalar düşündesin. Dilediğin dilinden uzak. Dilediğin diline tuzak.
Zamanın akıntısını geriye çevirse diye belkide içinde koşup durduğun çember, değirmenleşircesine cebelleşiyo. Akıntıya çarpıyo. Akıntı ona sarılıyo zamanla. Zamanın akıntısı, değirmeninin takıntısı.
Kah mahcup, kah mahzun'luk bilir oldu kalbin. Nerede iniceksin bu çemberden bilmeden. Bazen her şey güzel gitmez. Ama bazen çok şey güzel gitmiyo. İnsan tanımını beyninin, bi değiştirmesi gerekiyo bi yandan. Çünkü sandığın gibi değilmiş kandığın. Senin andığın cinsten, inandığın san(ı)dan değilmiş insan. Bi yandan kırılırken, keskinleşen kenarların batıverebiliyomuş çok sevimlilerine. Düşüncelerin suya düşünce, üşüyünce sonra sudan çıkıp, sen bi düşününce işin dibini, yine kendi şahsına kızmalar  boy gösteriyo ütopyan'ın sokaklarında. Kendine ne kadar kızabilir daha insan. Mahcubiyet ne zor.
Lahmacunu sevmezken hiç, bugüne kadar düşündün mü lahmacunun halini sen! O senin papillalarına hasret, o senin papillalarına aşık, papillalarında onu sevecek gibi çok. Ama papillaların acı sevmiyo. Lahmacunun sende rahat kaçıran tek yanı acı. Acısı olmasa çok seviceksin aslında di mi? Lahmacunun üzüntüsünden haberdar mısın peki? Sevdiği papillalara acı kattı diye, kah mahcup, kah mahzun lahmacun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder