2 Ağustos 2011 Salı

bir oyuncak, bir bozuk ayna

Aynayı görüyorum
Ve gözler, ağız, kaş, burun
Bi bütünü yok bunun.
Merkez bi parçası yok puzzle'ın.
O yüzden parça parça.
O kadar eksik ki, sanki hariç haricindeki hiç bi parça yokmuş!
O yüzden çabucak yaşlanır, buruş buruş.
Elime bir tual verseler bir de fırça
Tek yaptığım, seni buluş, sonra yoruş.
Karış karış bilip seni, karıştırıp sonra,
Ben sana ne kadar aşığım hiç sorma!
İçimi titretiyosun ah aşkından. Sen ama,
Üşüten sözler estirip, sonra oralı olma!

Oysa baktığımda, sanki ben-sen,
ayna-ben olurdu birden.
Günün nasıl geçti diye soramamak,
günümü geçmek bilmez olduran.
Ve gözlerime inanamamak,
gözlerimi en dolduran.
Sen böyle yapmazdın.
Kocca sebepler, bize sızamazken
Kırıntı yüzden, kırmazdın.
Vahşi batı evet, seni aldı.
Ve havalar sıcaktı, kaktüsler susuz kaldı.
Ben sağladım,
Ben ağladım...

Aynanın dibiydi, görmedim, göremedin.
Maketin gibiydi, miniğim.
Sanki o, bana iyi bakmakla görevlendirdiğin..
Benim kurduğum oyun,
Benim sana kördüğüm olup
gördüğümde gülümsedim diye alıp onu
içimize ördüğün için en çok da sevdiğim
şimdi o yanımda ve ben evdeyim.
Simit sarayında kola içip, seni birlikte bekledim
Anlattım, hep, içten, bizi ona ekledim
Şimdi evdeyim, seni onla pek bekledim.
Senden, o günlerden, o film, o evden bana, çok özel bi hatıra!
Bir gün önce hatta,
bizi nası sevdiğimizi hatırla.
Kalbimin hatrına.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder