26 Şubat 2011 Cumartesi

mercan'ın öyküsü

Tam bu yazının yazıldığı sırada, etüt odasında bir sırada, “Bugün nasılsın?” Diye sordu kumru…

Senin olduğun her gün gibi!..

Günlerden bir gün O’nun olduğu ilk gündü. Ramazanda ilk gündü! Ortam ağlardan oluşmuş, bizi hiçbir şey bağlamıyordu birbirimize bağlanırken biz. Bir örümceğin, sahur için ayırdığı böceği yemek üzere, onu ördüğü ağlardan çözdüğü sıradaydı tam, “Ben rü yaptım diye mi sen de mer yaptın?” Diye sordu kumru, hayatımda duyduğum çok komik şey miydi de o kadar güldüm? Katıla katıla güldüm. Oda duvarlarıyla bana katıldı, (birilerinin yankı dediği katılım).  O da bana katıldı. Bana neşe kattı, hayata tuz biber, tadı biraz acı gelmiş kahveme şeker, mer’e can kattı! Heyecanla Mercan dedi. “Bu iki denizden de inci ve mercan cikar.” (Rahman Suresi 22.) ayetinin tercümesini okumaktaydı bir anne o sırada, inş Ramazan’da hatimini bitirecek olmanın tatlı huzuruyla… inci oldu mercana rü, bir inci, birinci… Mercan yüksek ateşten ötüRü kırmızı, Rü denizden çıkmış bir inci kadar mavi. İki deniz vardı içimizde, biri sıcak suların aktığı, kırmızı… diğeri soğuk, buz mavi, hani bazen gözümüzden taşar yaşları… Rü’nün gözleri mavi, mercanın göz pışık’ı kırmızı. Gözleri ışıklı ışıklı Mer’e can katan kızın. İster kızarın ister kızın, kumrunun uçtuğu sırada ağzında taşınan turuncu tatlıyım, çekirdeksizim, kumrunun çekirdeğindeyim. MERkezindeyim CANın… Burada konduğu yerdeyim. Adıma yapılmış tabelaya teşekkür adına! Mı acaba?
Olamaz mı…?
Olabilir.
Ben bilmem, Ola bilir.
OoLâlla!


Kumru
 
Tarafımdan tarafıma yazılmıştır:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder