20 Şubat 2011 Pazar

Beşiktaşk

Işığı gökyüzüne uzanan bir fener vardı ki, Kumru birden “Bak! Fenerin ışığı ile ay birbiri üzerinde. Çakışmışlar!” Mandalina güldü, mümkün değilmiş gibi böyle bir tevafuk. Cümlelerinin her biri kendine çok güvenir hâldeydi. Benim cümlelerimin özgüveni eksik olabilir mi hâl böyle iken. Ki inandığım da doğrudur. Eğer Konya’daysan, gökYüzünün gözlerinden öte gözbebeğinin siyahını, ağzından öte küçük dilinin desenlerini çıplak gözle görürsün.Ve eğer neredeyse ucunu da bucağını da görebilmekte olduğun uçsuz bucaksız gökYüzünde ay dedeye rastlamıyorsa bakışların, bunu havanın parçalı bulutlu oluşuna değil, o bembeyaz ışığı gökyüzüne çevrilmiş kocaman fenerin, ay dedeyle örtüştüğüne, veya sevgililer gününü kutlamak adına öpüştüğüne bağlayabilirsin sağlam sarı renkli iplerle. Tamam belki sen yapmazsın ama ben yaparım. Ve bunun için iddiaya girip, kayıp edersem beşiktaşklı olmaya razı olurum, ki kazanıp da sevgili turuncu tatlı ve çekirdeksiz mandalinamın saçlarının maviye boyanışını göreceğimden o kadar eminken. Ancak bazen işler planladığımız gibi gitmez ve birileri arkadan iterse düşüp kırılabilir hayaller. Onun hayali can bulur öyle zamanlarda ve Beşiktaşlı olabilirsin mesela. O feneri, yani ışığın kaynağını bulup, feneri elleriyle döndürüp ışığı gökyüzünde dans ettirip mandalina, ışığın ay dedeyi örtmediğini kanıtlayıp ki hatta aradan bir süre geçtikten sonra ay dede ve fener ışığının bu sevgili sevgililer gününde ayrı gayrı oluşunu kanıtlaması seni gerçekten de, siyah gece de beyaz ışıklı bir fenerin önünde, sonsuza kadar Beşiktaşlı yapabilir.
Kumrunun birü bir gün siyah beyaz oldu. Mandalina bir gün mavi olabilir. Olamaz mı? Olabilir!

14.02.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder