24 Aralık 2010 Cuma

Şşşt! Hayal-i Diyar!

Hayal-i diyar derim ona ben. Şehirlerin insanlarla bir bağlantısı olduğunu düşünüyorum. Mesela her insan için dünyanın bi şehri daha özeldir. Her şehir de bazı insanları daha bir çok sever. Belki sonradan belki en başından hissederler birbirlerini. Belki hiç buluşamazlar belki hep iç içe olurlar belki farkında bile olmazlar ama bu bence böyle. Dünyanın bir çok şehrini görmüş değilim. Parmakla sayabileceğim konusunda ciddiyim. Benim ruhumun sıklıkla oralarda takıldığını düşündüğüm şehir yok parmaklarımda. Dokunmadım duvarlarına henüz. Benim gördüğüm büyük bi rüyadır bu şehir. Mesela seviyor o beni. Tek beni seviyor demiyorum ama beni bir başka seviyor diyar. Bekliyor da uzun zamandır. Merak ediyor ne yapacağımı, ki bu merakı da şımarıklığından. Bende kendimi şımartıyor olmayayım sakın? Sakın olmayayım. Sakız olalım. Yapışsın diyar ve rü derim ben. Vuslat ne tatlı olur hasret bu kadar büyük olunca bilirsiniz belki. Biri bi yerlerde İstanbul deyince benim nası canım çeker kim bilir ki. Benim bu yazıyı yazarken ağladığıma kim inanır mesela? O kadar çok seviyorum işte. Benziyoruz biz birbimize. Karmakarışıkmış. Çok kalabalıkmış duyduğuma göre. Herkese kucak açarmış, ne ararsan varmış bi anam babam eksik dediğin cinsten. Çok büyükmüş ancak gittikçe küçülmekteymiş (insanlar sığamadıklarını söylediklerine göre ona). Bende küçülüyorum oyunlar oynayalım onunla diye. Mavisi kosssssskocamanmış. İçeride mercanlar yaşarmış ki onlar sırılsıklammış. Mavinin kalbinde oluş onları bu hale getirmiş bence. Evet doğrudur ağladığım, ama mutluluktan şuan gözyaşlarım, 18,5 yaşım, Pazar sabahı karşındayım!  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder