10 Eylül 2010 Cuma

Ramazan Bayramı

Rü bugünki siftahını silip süpürmek üzere bahçenin kuytu bir köşesine çekilir.
Tadı ne güzeldir Ramazan Bayramı'nın. Kokusu bile bambaşkadır Rü için şekerin.
"Tanımadığın amcalar sana şeker vereceğim gel derlerse sakın gitme" denmesi gereken bir çocuktur rü.

                            
Kağıdının şıkırtısı, dişinde kalan kırıntısı, dudaklarının yayılması... Herşeyiyle bir başkadır şeker, ve  şüphesiz Ramazan Bayramı'nın en güzel yanlarından biri de her evde bu neşe içerikli yenilebilir maddelerden bulunmaktan geçtim paylaşıma gereğinin ötesinde açık vaziyette oluşudur . Bu cümle de bir anlatım bozukluğu var sanki ama şekerden bahsediyorum dikkatimi vermek de zorlanmam doğal...
Tabi bayram 3-4 güne biter. Aldığım duyumlara göre, bayram olmadığı halde evlerinde sürekli şeker bulunduran insanlar da varmış. Ben onların diğerlerinden farklı olduğunu düşünüyorum. Meleklerin şekerle çikolatayla bir bağlantısı var mı acaba... Olaya maddi açıdan bakmıyorum tabi ki. Ama onlar insansa bunlar ne, bunlar insansa onlar ne değil mi ama? Bu soruya değil diye cevap veriyorsan da bu sayfa da fazla durmanın anlamı yok, kendine göre bir şeyler bulacağını sanmam...
Evet, ne diyorduk, kuytu köşede enerji depolar. Akşam yemeği yiyemeyeceğini bilmek bir şeyi değiştirmez. Bu bayramdır. Ama iyi ki de öyle yapmıştır. Akşam çok misafir gelecektir ve Rü teyzesine yardım edecektir ve çok yorulacaktır. Ama enerjisi, gelen misafirlere şu hikayeyi anlatabilecek kadar yetecektir. O hikaye:
"Bir gün dersaneden sonra servisi bekliyorduk, Emine'yle bi sokakta yürümeye başladık. Çocuklar yağmur sonrası oluşan çamurla oynarken gördükleri bi yaratığın başına toplanmıştı.yaratığı çocuklardan araştırmak amacıyla aldık ve bir pet bardağın içine koyduk. bir kurttu sanırım. servistekiler öyle dediler çünkü. Su döktüğümüzde üzerine büyüyor ve sona tekrar küçülüyordu. İlginç çok ilginçti ismini planarya koyduk. Sonra onu bi arkadaş pazrtesi günü okula getirmek şartıyla o zamana kadar evinde saklayacaktı ve bizde annelerimize bu durumu zaten açıklayamayacağımız için ona minnettar olduk. Pazartesi yaptığı açıklama şu: 'Fırına koymuştum. Annem sağolsun. Sanırım planarya pişti.' "
 Neyse ya hikaye bu ve bunu onlara anlattığında kimisi güler kimisi yüzünü buruşturur, yeni tanıştığı insanlardır ve kötü bir izlenim bırakma ihtimalini düşünememiş olmakla birlikte durup dururken birden kocaman bir kahkaha patlatır Rü. Kendine gülmüştür =) Komik ama napsın yani? :)

Neyse. Bitti.


Bu arada bütün bu olanlar bayramın 2.gününün hikayesidir.

Bayramın 1. günü ise twitter da da anlattığım gibi...
"şeker toplanılan mekanlarda uyuyakalan insan"ı da oldum.neyse i şekerimi aldıktan sonra mayışma evresine geçiyodu bedenim=D
ah birde! uyuyakalışıma yeni minik dostum emirden bi yorum: "dün gece, yarın bayram diye sabaha kadar uyuyamadın değil mi?" hahhaha yerim=)

Konuyla da ilgisi yok ama, bu bahsettiğim peşimde "Rüüü.. Rüüü" diye dolanan, sarılıp duran ama alacakaranlık dövmelerinden birini bile Rü'süne vermeye kıyamayan sevgili emir, ben isteyince bana şu cevabı verdi: "Olmaz onlar benim AlacakaranCıklarııııım" hahhahhha bi daha yerim =)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder