2 Eylül 2010 Perşembe

bi süredir nerelerdeydim?


Zaten yanımda nemo ya da badem ya da karpuz ya da nely varsa bir yerlere gidişteyim demektir.
Kendimden kaçma amaçlı kendimi aramak derdiyle kendimleydim.
Geçen yıl ismini öss evi koyduğum bu yıl kardeşimin eğlenme ve yalnız genç havasıyla yaşama amaçlı kullandığı nadide mekanıma geldim. Daha çok ananemde takıldım ama...
Salata yaparken parmağımı kestim, şiir yazarken elimi çizdim, dolaba su koymayı unuttuğum için susuz da kaldım...(ramazan da olsa ılık su geçmiyor boğazımdan)
Dikkatsiz ve düşünceliydim hep, oysa dikkat etmeli ve düşünmeliydim.


Kış için menemenlik hazırladık.
Domatesleri doğradım ben.
Üstümü çok kirlettim.
Ama değiştirmedim.
Bir çanta kıyafeti yanımda neden getirdiğime de bi anlam veremiyorum. Keşke daha fazla çokotüp alsa idim yanıma.
Aaaa! Birde cafcaf; güldürmeyen mizah dergimde gülecek bir şeyler aradım.
Gülmeye ihtiyacım vardı.
Biraz da ağlamamak için...
Kitaplar okudum, Rasim Özdenören'den. Daha sonra bahsedeceğim okuduklarımdan. Kesinlikle karmakarışık ve muhteşemdi.
Şiirler yazdım…
Her gece(tabii yattığım her gece) uyumadan önce sürekli bir kaç ses klibini dinledim. Ve bu yüzdendir belki de güzel rüyalar gördüm.
Gün batımının muhteşem kızıllığında, çimenlikte, kendisine çok yakın bir uzaklıkta durmakta olan gökkuşağının başlangıcına doğru kollarını açmış koşan bi kız hayal edin. İşte o bendim. Yani rüyamda.. Tuhaf olan koşarken “saniyelik” tüm renkler siyah beyaz olup ve sonra tekrar rengarenk oluyordu. Bir anlam veremedim, gökkuşağının altından geçtim ve erkek olmadım. Başlangıcı çiçeklerden oluşuyordu hangi renkse o renk çiçekler göğe doğru uzanıp sonra sadece renk olarak karşı tepeye uzanıyordu. Teyzem fotoğrafımı çekiyordu. Uyanınca fotoğraf makineme baktım.
Gerçektende rüyaymış.
Rüyadan da gerçekmiş diyebilmek isterdim oysa!
Hayatımın ilk kumrusunu gördüm!!!! =) canım arkadaşım:D
Bana dantel yaptırdılar! Teyzem evleniyor ve ananem çeyizin önemli bir şey olduğunu iddia ediyor. Teyzemin de bende öyle büyük hatırı var ki benim elime tığ tutturabildi. Gerçi bana zincir çekmeyi öğretebildiler ancak:d olacakmış. Bence umutlarını kesmeliler=/


Neyse.
Gidip iki kaşık fındık ezmesi yiyeceğim.
Ve son çokotüpün kalan 20 gramını mideme sürmeliyim.




Bunu yazdıktan birkaç gün sonraydı. Her yer olabildiğince sarıydı, badem de gördü. Konya’ya gittim. Şehrimle tanıştım. Mevlana’yla buluştum. Şems’i buldum.
Bu şehirden hiç bir şey anlamadım ama çok sevdim. Zaten karışık olan şeyleri sevdiğim doğrudur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder