19 Ağustos 2010 Perşembe

son bilmem kaç yılın en sıcak yazı! benim için bu yazı.

Adam olmadan okunmaz ki,
okuyup mu adam olucaz?
Her kitap benden bahsediyordu dün...
Hayat da böyleymiş diyeceğim belki birgün..
şimdi, "ben böyleyim" diyorum ya hayata..
sorun belki burada!
Kalbimin çarptığı yeri buldum ya artık,
düşünüyorum da, bilmezken daha kolaydı.
Kendini bulmak pek de iyi olmadı
kıyaslarsam onu kaybetmekle.
Dün gece,
gerçeklerin kucağında uyudum ve
gördüm ki buralardan rüyalar da siyah beyaz.
Renkler uzaktalar mı buraya biraz?
Yalnızlık daha yakınlarda sanki
Ensemde hissediyorum nefesini
Üşüyecek kadar.
Hem de bu sıcakta, hem de bu yaz...

17 Ağustos 2010 Salı

sivrisinek

"Offff..." dedi.
"Ne Oldu?" dedim
"Hiiiiiç" dedi.
"Her şeyi bırak gel benimle." dedim....
..."Olur mu?" dedi.
"Topu topu bi tabak fazLa koyarız soframıza" dedim.
"Olmaz" dedi.
"Neden?" dedim.
"Aynı tabaktan yeriz" dedi. Bir Daha Sevdim...  "Küçük İskender"

Bunu okuduğumda aklıma ilk gelen, henüz gerçekleşmemiş, gerçekleşmesini hep istediğim replik:

"Off!" dedim
"Ne oldu?" dedi
"Sivrisinek ısırdı!" dedim
"Ohh..." dedi. "Çok şükür"
Anlamadım... "Neden?" dedim
"Sivrisineklerin sadece dişisi ısırır." dedi.

=)

15 Ağustos 2010 Pazar

palyaço'nun bir hayal ürünü hikayesi




Sabahın pek erken saatlerinde, her zaman olduğu gibi koşusunu yapmak üzere parka gider. Kaldırması bile oldukça zor görünen kocaman ayakkabılarına rağmen, bir eliyle düşmesin diye kırmızı burnunu tutup, diğer eliyle yürüyüşüne hız katmaya çalışan bir palyaço onu gülümsetir. Evine dönüp duş alır ve kendine güzel bir omlet yapar. Kahvaltıdan sonra birkaç saat internette takılır. Dolaşırken aylardır beklediği filmin bu günlerde sinemada oynadığını öğrenir ve iki tane bilet satın alır. Kim olduğuna henüz karar vermediği birini davet ederim düşüncesiyle...


Sonra uzun süredir üzerinde düşündüğü projesini kağıt üzerine dökmek için masa başına geçer. Yelkovan akrebi ziyaret eder defalarca... Bitirene kadar uğraşabileceği şüphesiz görünse de, gelen bir telefondan sonra yarım bırakıp, bedenini evden çıkarır. Bir mağazaya girip, elinde bir hediyeyle dışarı çıkar. Gideceği kafe yakın olduğu için yürümeyi tercih eder. Kafasındaki şaşkın düşünce ve eklindeki paketle, bir sola bir sağa ve sonra tekrar sola bile bakmadan karşıdan karşıya geçer.

Paketin içinde; gece yatağına yattığında sana açık havada gökyüzünü seyrederek uyuyormuşsun hissi verecek ve bir odanın üst tabanını ve dört kenarını tamamen doldurabilecek kadar çok yapışkan yıldız ve bir tane de kocaman ay dede vardır.

Kafasının içinde ise; sabah gördüğü palyaçonun, mağazadaki büsbüyük akvaryumun içindeki balıkları neden incelediği, ya da neden inceliyormuş gibi görünmeye çalıştığı düşüncesi...

Mumlar üflenir, pastalar kesilir, şarkılar söylenir, sohpetler edilir, gülüşülür, hava kararır. Arkasındaki bir palyaçonun dördüncü portakal suyu dolu bardağını yudumlayışından habersiz, ayrılır arkadaşlarından. Tramvaya kendisinden iki dakika sonra binen palyaço ile göz göze gelirler. Herkes tuhaf tuhaf bakmasa ve çocukların ilgisini çekmese delirdiğinden şüphelenecektir... Dışarıda yağmur başlamıştır. Eve kadar ıslanacağını düşünerek iner tramvaydan. Yürümeye başlar ki birden aklına sinema gelir. Saati yetişecek kadar vakti olduğunu söyler. Arkasını döndüğünde palyaçoyu görür. Yanına gider koşarak. Yağmur yüzünden yüzündeki renkler birbirine karışmıştır. Gülmemeye ve hatta ciddi olmaya çalışarak "Beni neden takip ediyorsun?" diye sorar. Kahkaha atar palyaço, hem de en yüksek seslisinden. "Sürpriz yapmak istemiştim, gelip sormanı bekliyordum..." diye açıklamaya çalışır ama gerek kalmaz. "Kumru!" der mandalina =) "Haydi sinemaya yetişmeliyiz."

rü.

12 Ağustos 2010 Perşembe

BiLinöLü

Bir şey ruhuna çarptığında
Uzatırsın kollarını uzaklara, uzuun uzun...
Ve bir şey takılır ağlarına
Bir şeyler takılır aklına
Bir prens değil
Hemde atlı!
Hayır. kesinlikle değil
Eğil ve iyice bak gözlerinle
Bu kez onu kılçıklarına kadar incele
Bir mandalina kadar tatlı!
Bir yerlerden tanıdık..
Oysa biz yeni tanıştık!

Tanıştığımız tantanasız bir tan vaktinde
Bir kumru olup uçtum gökyüzünde
Kırmızı ayakkabılar giymek istiyorum ben.
En hızlı onlarla koşabileceğimden...
Kıpır kıpır edecek ayaklarımı
Kıp kıpkırmızı..
Koşsam ve görsem gözlerinin desenlerini
Uçtum ve gördüm, dünya gözlerim kadar küçük
Gözler kadar kaybolunabilir
Uyanınca, rüyandakini karşında görmek kadar güzel.

Bir fikrin süpriz yaptığı aklım,
Sıkı dur! Diyor ki;
Yıldızlara yakın olalım,
Bir gece aydedenin kuyruğuna oturalım!
Klima tattım ve gerektiğince soğuttum ayı
Bir de kendi gözlerinle gör,
Benden daha fazlasını gördüğün dünyayı.
Artık içinde bir kumrunun da yaşadığı...
Belki de bu kumru'nun dünyası. ;)

=)

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Kumru ve MandaLina


Rü:
Bir meyve söyLe
Mer:
Mandalina
Rü:
Tamam, bundan sonra sen benim mandalinam olacaksın=)

Mer:
Peki sen benim neyim olacaksın?

Rü:
Sen karar ver.

Mer:
Biraz düşüneceğim izin ver.



Çok zor.



Buldum!

“Kumru”


Rü:
Hayatımda hiç kumru görmemiş oLsam da çoooook sevdim=)

Mer:
Aaa!
Bilmiyor musun?
çok tatlı masum ve güzel bir kuş
munzur da bir bakışı var
sen dibine gidene kadar uçmaz
cesurdur da yani.

Rü:
Ve.. mandalina ve kumru arkadaş olurlar, ramazanın ilk günüdür, günün en güzel saatleridir, hava en az kirlenmişken filan…

Mer:
dinle bak
–gönül (Leman Sam)-
mandalina bu şarkıyı dinlemektedir günün bu saatinde
en az kirliyken içimiz
hahahah

Rü:
kumru çok sever bu şarkıyı ! MANDALİNANIN KAHKAHASI BOZAR BÜTÜN BÜYÜYÜ


mandalina “takılıyorum” der kumruya, üzülmez o yüzden kumru. Kumru ise ne garip adam’ı dinlemektedir Nil'den... güneş daha henüz doğmuş iken=)


sohpet uzar gider.

"yani her kumrunun midesinde bi mandalina, her mandalinanın dünyasıdır bir kumru! yabbadabaduu =))"

10 Ağustos 2010 Salı

Bağcık

 Hiç cebim yoktu ; bir mutLu sona "bağLadım" =)

Fanfan


Günlerce aranıp bulunamayan kitap..
Muhteşem doğum günü hediyem.
350060 kere okuyabilirim!
TeşekkürLer wo=)

Salıncak


"Tutku nedir?" diye sordu derya ağabey! Bende söyLedim fikrimi, hahaha:) iLk kez radyo da ismimi duyunca pek heyecanLandım! eLLerim titredi bir süre=))


"Tutku , uLaşamayacağını bildiğin bir şeyi istemektir. İmkansız olduğu sürece varlığını korur. Aşk gibi. Bugün; yarın olsaydı, tutku "su"dur derdim ve hepiniz bana hak v...erirdiniz =) "

bu arada, yarın ramazan:d:d